Marmaris’ten merhaba,

Çok ara vermeden yazayım ki, aramız çok açılmasın değil mi? Zaten dediğim gibi özlemişim yazmayı, Ya siz bizi?:)

Kaldığımız yerden devam edelim, evet hangi günde kalmıştık;

Bugünün şarkısı tabi ki başlıktan da anlayacağınız gibi Yine mi çiçek

5 Mayıs Çiftlik koyu

Çiftlik’te ikinci gün de kalmaya karar verdik biliyorsunuz…Tüm gün blogla uğraştım neredeyse. Sonra hazır elektrik bulmuşum, yığınla ütü vardı yapılacak. Sıvadım kolları hadi ütüye… Sezon başında bir ütü yapıyorum 6 ay götürüyor bizi 🙂 Teknenin sevdiğim yanlarından biri de bu, ütüye ihtiyaç duymamak 🙂 Sonra sırılsıklam terleyip biraz yüzdüm. Yüzmek şu an için doktorumun önerdiği tek spor, bir de ayağımı kuvvetlendirmek için verdiği hareketler var onları da yapıyorum ve tabi ki bol bol şükrediyorum…

Akşamında Öz ve Gözde ile sohbet vardı… Güldük, eğlendik, bir ara ateş yakmayı planladık sahilde ama sohbet o kadar güzel gitti ki bölmeye kıyamadık. Hıdırellezi ateşsiz kutladık. Dileklerimiz çizip, gül bulamayınca sardunya çiçeğinin saksısına diktik.

Bir önceki postta bahsetmiştim Gözde’den, “Mehmet Place”in sahibinin kızı. Onunla sohbet etmek güzel geliyor, gençlik enerjisi, hayalleri o kadar naif ki…

Gözde ve Sedef, birlikteyken fotoğraf çekmek hiç aklıma gelmedi 🙁

Bir de Gözde’nin kardeşi Sedef var, daha liseye gidiyor, ilginç kişilik 🙂 Boğa güreşi hastası, bayılıyor boğalardan bahsetmeye. Muğla’nın ünlü boğası varmış “Ateşdağlı” kime sorsanız bilir diyor. Onun boğasının adı ise “redbull“, boğadan korkmuyor ama köpekten korkuyor 🙂 Ha bu arada bir hayvan sever olarak hemen soruyorum zarar görüyorlar mı diye, yok kıyamam ki zaten diyor…

Sedef ve redbull

Bir de bunu seviyorum işte, farklı yerlerde güzel insanlarla tanışmak, kocaman bir aile gibi hissetmek ve dost biriktirmek…

 6 Mayıs Delik kaya- Dalyan

Gece uyuyamadım, uzun zaman sonra yazmanın etkisi mi nedir? Sabah ezanında havuzlukta oturup doğayı dinledim bir süre… Kendimi de dinledim, hayaller kurdum yine …

Kahvaltıdan sonra İnci ve Kenan abi geldiler.  Onlarda gezgin bir çift, geçen yıl arabayla Rusya, Kırgızistan, Gürcistan, Kazakistan vs. gezmişlerdi. Bu yıl da Rusya ve Sibirya’yı ve hatta Moğolistan ve Çin’i motorla gezecekler belki… Umarım planladıkları gibi gider her şey ve hayal coğrafyalarımı gezen dostlarımdan dinlerim oraları, gitmiş kadar olurum böylece:)

Onlarla da sohbet güzel gidiyordu ama gidecek yol var. Vedalaşıp ayrılıyoruz yanlarından saat 1 buçuk civarı…

Yine hatırlamadığım bir yolculukta bize eşlik eden yunus bu kadar çekebildim elimdeki telefonla napayım… Ha bu arada hayatımızda değişmeyen şeylerden biri de benim hala bir fotoğraf makinem yok 🙂 Bu arada Öz bey bu fotoğrafa bakınca “yunus belli değil ki” dedi, cevap hemen hazır “e telefonla bu kadar oluyor” 🙂

Açıyoruz yelkenlerimizi, geniş apazdan gelen rüzgarla 5 knot hızla ilerliyoruz. İstikamet Dalyan delik kaya. Yolda giderken denizin ortasında sarı bir kelebek gelip konuyor. Düşüncelere dalıyorum yine, en güzel halini ölüme yakın yaşayan bu canlı da maceraperest, atmış kendini denize ve Ege’nin rüzgarına…

Nerede olduğunu hatırlamadığım bir yolculuktan

Fotoğraflamayı düşünüyorum ama çok kısa sürüyor ziyareti.

Akşama doğru saat 5 civarı varıyoruz delik kayaya. Tekneyi gezi teknelerinin bağlandığı iskeleye bağlıyoruz. Çalkantılı, bu gece biraz zor geçecek belli…

Mavi yengeç sipariş ediyoruz. Tanesi 15 tl, buralara gelirseniz muhakkak deneyin, yanında da doğal el yapımı nar suyu… Köyceğiz-Dalyan turuna katılmıyoruz bu sefer tam iki kere yaptık zaten aynı turu. Kaunos kaya mezarlarını ziyaret de edebilirsiniz isterseniz.

kimin kimi yediği belli değil gerçi bu fotoğraf da 🙂

 

 

Gece o sallantıda Öz’e diyorum illa ki film izleyelim ve “The Goonies”i açıyorum. Tabi Öz’ü pek sarmadı film. Çocukken izleseydim belki diyor. Ona bu filmin benim için önemini anlatmaya çalışıyorum, nostalji fırtınası esiyor,ah o çocukluk…
Bu filmdir belki de bana macera tutkusunu aşılayan, denize karşı hep bir merak uyandıran…


Hatırlıyorum da babaannemin evinin alt katında yarı bodrum gibi bir yer vardı. Ve oraya inen gizli merdivenler. Bu arada gizli dediğime bakmayın bize gizli 🙂  Hep o merdivenlerin bodrum kata değil de başka yerlere açıldığını hayal ederdim ve o bodrum katta bir yerlerden define haritası çıksın diye az dua etmedim…
işte her şeyin sebebi bu film 🙂

7 Mayıs- Marmaris

Sabah 8’de uyanıp topluyoruz her şeyi, yola çıkıyoruz yine bu sefer Marmaris’e döneceğiz. Öz’ün akşama maç keyfi var. Fener Beşiktaş maçı ekranda, ben bu maçta BJK’lıyım. Tekneyi bu sefer belediye marinaya bağlıyoruz. Berabere bitiyor maç ama seyri güzeldi. Öz’le didişiyoruz tabi, e fanatik Fenerli adam.

Ve o gün bugündür Marmaris’teyiz. Fırtına var, tekneyi bağladığımız yerden başka bir yere aldık ertesi sabah. Yoksa tekne parçalanabilirdi bile. Yeni yer daha güvenli ama yine sallantılı geçiyor tabi günler. Hemen şunu da belirteyim, belediye marina yalancı boğazdan daha pahalı ama merkezi işte.

Güneşi küskün Marmaris

Hazır Marmaris’e dönmüşken Marmaris’İn köylerini yazayım birazda diyor ve yazıyorum da işte o yazım

Bol bol kitap okudum bu arada. Sevgili Sebla’nın kitabını araya aldığım için bir türlü okuyamadığım Kapı kitabını okuyorum, o kadar güzel ki bitmesin istiyorum…(bu arada Sebla’nın kitabı “Hindistan; Kalbimdeki Melodi” onu da yazacağım bir ara) “Kapı”yı kitap fuarından almıştım. Sevgili http://laleninbahcesi.blogspot.com.tr/ de önermişti ben bacağımdan dolayı yatarken okuyayım diye. Hemen öne aldım ve okumaya başladım lakin taşınma toparlanma yerleşme işlerinden bir türlü bitirememiştim. Pek yakında bitecek ama 🙁

Hep çiçek olsa hayat diyerek veda ediyorum bu sefer size 😊

Öneriler ve uyarılar( naçizane)


1-Kitapsız geçmez be hayat. Sebla’nın kitabını da okuma listenize ekleseniz ne de güzel olur değil mi ? 🙂

2- Köyceğiz- Dalyan turuna muhakkak ki katılın, mavi yengecin tadına bakmayı da unutmayın bence.

Paylaş: