Uzun bir aradan sonra merhaba,

Nasılsınız? Her kış olduğu gibi bu kış da yazı yazacağım diye planlar yapmıştım ama nafile. Bir satır bir şey bile karalayamadım. Daha öncesinde en azından bir girişim oluyor, taslaklar birikiyordu. Bu sefer o da yok.

Kusura bakmayın bir iç dökme olmadan başlayamayacaktım bu yazıya… Yazının şarkısı içinse şöyle buyurun lütfen tık tık

 

Hayaller Okyanus, gerçekler?

 

Öz’le hem birlikteliğimiz, hem evliliğimiz, hem de tekne hayatıyla ve vazgeçişlerle başladığımız “başka türlü yaşamak” deneyimimizde, yeni bir adım daha atmaya karar verdik; daha uzaklara gitmek için gerekli olan adımı…

Bunun içinde yapılması gereken öncelikli şey, hayal etmekti… Ve biz de 3 yıl evvel bu hayali inşa etmeye başladık. Aslında ben de hep var olan bir hayaldi; uzak diyarlara, dünya denizlerine yelken açmak. Öz bana göre bizim ilişkinin ayakları yere basanı olarak temkinliydi bu hayale. Dikkatinizi çekerim hayale bile temkinliydi.

Fakat sonra deneyimlerimiz, okuduklarımız ve sanırım birbirimize güvenimiz Öz’ü hayale ortak etti. Tabi hayal etmekle geçmeyen ömürde mecburi, kaybımız nedeniyle 1 sene mola verdik. Fakat sonra yeniden yeşillendi fikir ve bu yıl netleşti.

Tekne ile dünya turuna çıkacağız! Evet hayal bu ama Dünya Turu aslında doğru bir tanımlama değil. Okyanuslara açılacağız. Gezebildiğimiz kadar ülke gezip belirli bir gün kısıtlaması olmadan gönlümüze göre, şartlar elverdiği ölçüde dolanıp duracağız, koskocaman, her metrekaresi keşfetmemizi bekleyen dünyanın herhangi bir yerinde olacağız, hayallerimizin öncülük ettiği şekilde; başka türlü yaşamak…

Bu hayali bu yaz yapacaktık. Ama Denizlerdeyiz Amatör Denizci Derneği’nin (DADD) Karadeniz rallisinden haberdar olduk, Şubat ayındaki fuarda. Hiç aklımızda yokken “acaba, dünya denizlerine açılmadan, kendi ülkemizin tüm denizlerini görsek daha iyi olmaz mı?” düşüncesi beliriverdi bir anda. Hem de bir Karadenizli olarak, neredeyse hiç gelişmemiş olan tekne turizminin, Karadeniz’e açılmasına belki de vesile olacak grubun içinde yer almak, kulağa hoş geldi. Hem de okyanuslara açılmadan ailemi de ziyaret edebilecektim. Ve hiç düşünmediğimiz bir yeri, açıkçası biraz da ürktüğümüz bir denizi, grupla ve deneyimli insanlarla gezmek, güzel de bir şans…  Bakalım Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla boğuşabilecek miyiz?

 

Tüm bu artıları düşündük, düşündük ve “Altın post efsanesinin izinde Karadeniz” e katılmaya ve efsanenin bir parçası olmaya karar verdik. Gezinin detaylarını ve “neymiş efenim bu altın post efsanesi” diye merak edenler için rotamız şudur efenim;

 

İnşallah bir aksilik olmazsa bizim İstanbul ayağında katılacağımız gezi 3 Temmuz İstanbul çıkışlı. ( Gezi aslında Yunanistan- Türkiye ve Gürcistan olmak üzere üç ülkeyi ve teknecilerini birbirine bağlıyor)

 

 

 

Biz de Haziran sonuna kadar yavaş yavaş yukarılara çıkıyoruz. Çıkmadan önce de bu hafta gerçekleştirilecek , Türk yelkencilerine yol göstermiş olan Sadun Boro’yı, anma etkinliğine de katılmayı planlıyoruz.

Peki hayalimize ne oldu? Karadeniz sonrası gideriz diye düşünmüştük ama bir süre daha ertelenecek sanırım. Çünkü bize evlendiğimiz günden bu yana evlik yapan, her türlü kahrımızı çeken (biz de onun az kahrını çekmedik), kanatlanarak bizi Adriyatik kıyılarına kadar götüren, tam göbüşünden bir fıstık almalık, sevgili Flomuzu (teknemizi) satmaya karar verdik. Okyanus geçişi için ya başka bir tekne alacağız, ya da satılmaz ise mevcut teknemize yatırım yapacağız; hayatımızın macerasını daha konforlu bir şekilde yaşamak adına.

Kısacası doğru düzgün anons bile edemediğim başka diyarlara açılma maceramız kısa bir süreliğine ertelendi. Bunda yine DADD grubunun da etkisi var. Çünkü 2019, 1919’un 100. Yılı anısına Anlantik geçişi planladılar. Atatürk’ün bağımsızlığa açıldığı tarihin yıldönümünde biz de aynı grupla ilk Türk arc’ını gerçekleştiren grubun içinde olmak da çok gurur verici olacak eminim…

Fakat siz siz olun ertelemeyin hayallerinizi, bizim biraz fiziksel şartlardan kaynaklı, ama imkanınız olduğu her anda hayalleriniz için çabalayın, ya da şartlarınızı hayallerinize göre şekillendirin…

Belki uzak diyarlara gidemiyoruz bu yaz ama fikren bize uzak olan bir yere gidiyoruz. Yeni yazılar yolda takipte kalın lütfen… Ve itiraf ediyorum ki biraz tembel de olduğum için instagramı daha çok kullanıyorum. Oraya da bekleriz, Öz’den selamlar, ha bu arada dünya turu planımız aramızda kalsın, aman babaanişko duymasın!

Bir de buraya bir yorum yazarsanız belki de motive olurum…

Paylaş: